| ANA SAYFA
HAKKIMDA
YENILIKLER
BAGLANTILARIM
FAVORILERIM
KATALOG
ozel kisi
siirler
dostlarim
memleketim 1
adres kayit
okulum
memleketim 2
RESIMLER 1
RESIMLER 2
RESIMLER 3
benim icin ozel
|
sevenlere ve yureginde ki ask bulbullerine soz geciremeyenlere
bu bolumde butun sevenler icin bir parca mevcuttur
|
|
|
gulun hikayesi
Rivayete göre bütün güller kar gibi bembeyazmi.Günün birinde bülbül bu güllerden birine aşık olur.Aşkı için yanar tutuşur.AK GÜLÜ gelinlik giyinmiş dünyanın en güzel peri kızına benzetirmiş..Gel gör ki Akgül bülbüle hiç yüz vermemiş.Bülbülün aşkını reddetmiş..Çaresizlik içine düşen BÜLBÜL gülün dikenini koparıp onu kendi kalbine saplamış.Bülbülün kalbinden boşalan kan Gülün ak yapraklarını kırmızıya boyamış.O gün Bu gündür kırmızı gül Tutkulu Aşkın sembolü haline gelmiştir..Aşk Gülde alevlenir..
|
Ask dilinde cicek
Menekşe Ketum Ask
Kamelya Magrur Ask
Lale Asil Ask
Mavi Gul Ilahi Ask
Anemon Askta Saadet
Gelincik Mazlum Ask
Papatya Uysal Ask
Hercai sevkatli Ask
Kirmizi Gul Atesli Ask
Salkim Gecici Ask
İris Ask Hatirasi
Siklemen Ask Haberi
Krizantem Melankoli
Kis Gulu Temizlenmis Ask
Kupe Askta Hafiflik,Hoppa Ask
|
|
|
|
opmek
Ellerime uzanan dudakları tepeyim;
Allah diyen,gel,seni ayağından öpeyim! |
iste soz be....
Tıpkı rüzgarın mumu eritip ateşi körüklediği gibi Uzaklardan seveceğim, haberin olmayacak Gülü sev, dikeni batmasın.
|
|
|
|
anneme mektup
Ben bu gurbete ile düştüm düşeli,
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.
Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
Yeniden yollara düzülmekteyim.
Son günüm yaklaştı görünesiye,
Kalmadı bir adım yol ileriye;
Yüzünü görmeden ölürsem diye,
Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim.
Necip Fazıl Kısakürek
|
annem..
Unuttum, Nasıldı Annemin Yüzü
Unuttum, nasıldı annemin yüzü
Unuttum, sesi nasıldı annemin.
Gece bir örtü olsun anılardan
Kara yüreğime örtüneyim
Unuttum, nasıldı annemin gülüşü
Unuttum nasıldı ağlarken annem.
Yaşam sallasın kollarında beni
Küçücük oğluyum onun ben.
Unuttum, elleri nasıldı annemin
Unuttum gözleri nasıldı bakarken.
Kuru ot kokusu getirsin rüzgar
Yağmur usulcacık yağarken.
Ataol Behramoğlu
|
|
|
|
NECIP FAZIL'dan
Sakarya Türküsü
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük küçük kainat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş; suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!..
Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümlü gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..
Necip Fazıl Kısakürek
|
|